Balat’ın kadim hafızasında yeniden hayat bulan 200 yıllık bir şapel, sanatın ve insanın iyileştirici gücüyle bir Sanat Evi’ne dönüşüyor. “Ben”den “biz”e uzanan bu hikâyenin parçası olmaya hazır mısınız?
200 yıllık bir şapelin soğuk taşlarına yeniden yaşam vermek; salt ticari bir akılla değil, ancak bir mimarın boşluğu okuyan bilgeliği ve bir ressamın ruhu gören fırçasıyla mümkündür.
Şehrin gürültüsünden uzak, insanın kendi iç sesini duyabildiği sakin bir buluşma noktası.
Sekiz, tek bir ismin gölgesinde ezilen hiyerarşik bir ticarethane değil, Hamide Göksan’ın rehberliğinde yeşeren ama içeri adım atan herkesin eşit paydaşı.
Sekiz, tek bir ismin gölgesinde ezilen hiyerarşik bir ticarethane değil, Hamide Göksan’ın rehberliğinde yeşeren ama içeri adım atan herkesin eşit paydaşı olduğu kolektif bir organizmadır. Burada sahip olmak değil, ait olmak esastır. Kurucunun en büyük eseri, kendi imzasını dayatmak değil; parçaların bir araya gelip bütünü oluşturduğu, çok sesli ve organik bir “biz” kültürü yaratmasıdır.
200 yıllık bir şapelin soğuk taşlarına yeniden yaşam vermek; salt ticari bir akılla değil, ancak bir mimarın boşluğu okuyan bilgeliği ve bir ressamın ruhu gören fırçasıyla mümkündür.